Kayıtlı kullanıcılar
Kullanıcı
Şifre

Beni hatırla


Karışık fotoğraf

kazdağlı camii- safranbolu
kazdağlı camii- safranbolu
Yorumlar: 0
Mustafa Cambaz

dolmabahçe camii
dolmabahçe camii

            

Önceki Fotoğraf:
dolmabahçe camii

 
 Sonraki Fotoğraf:
dolmabahçe camii


dolmabahçe camii
Açıklama: Osmanlı mimarisinde pek rastlanmayan yuvarlak pencere düzeni ve tavus kuşu kuyruğunu andıran biçimiyle ilginç bir eserdir Dolmabahçe Camii… Dolmabahçe Sarayı’nın güneyindeki sahilde bulunan cami, İstanbul’daki en ince minarelere sahip...
Sultan Abdülmecit'in annesi Bezmialem Valide Sultan tarafından başlatılıp, ölümü üzerine Sultan Abdülmecit tarafından tamamlatılmış.
Asıl adı Bezmialem Valide Sultan Camii olan ama konumu nedeniyle Dolmabahçe Sarayı bütünü içinde düşünülüp birlikte anılan Dolmabahçe Camii, iki yılı aşkın bir yapım süreci sonunda 23 Mart 1855’te bir Cuma töreniyle ibadete açılmış. Tabii ki günümüzdeki haliyle değil. Eski fotoğraflarda da görüldüğü gibi büyük dış avlusu saat kulesine kadar uzanıyormuş. Avlu duvarlarının kuzey doğusunda muvakkithane, avlu kapısının hemen yanında çeşme ve sebil yer alıyormuş. Dolmabahçe’den Taksim ve Harbiye’ye kadar olan geniş bir alanı babasının malı gibi gören İsmet İnönü, yıkımlarla buradaki Saray Has Ahırı, Tiyatrohâne-i Şâhâne ve Topçu Kışlası gibi bir çok tarihi yapıyı yok ederken, Dolmabahçe Camii’nin duvarlarıyla birlikte avlusunu da ortadan kaldırtmış. Sebil yok edilmiş, muvakkithane deniz tarafına taşınmış. Günümüzde kıble duvarı dibinde sergilenen selamlık kapısının kitabesi bu talandan nasılsa kurtulabilmiş. Parçaları sağa sola atılan çeşmenin de bir bölümü sonradan Kabataş’taki Üsküdar İskelesi’nin önüne dikilmiş.
Yıldız Fotoğraf Arşivi’nde yer alan fotoğraflarda, muvakkithanenin bulunduğu yer, avlu duvarları, selâmlık kapısı ve caminin hemen karşısında yer alan Saray Has Ahırı görülüyor.
Leonidas Mikropoulos adlı bir Yunanlı’nın internette paylaştığı fotoğraftaysa avlunun sınırı gayet net ortada. Neredeyse saat kulesine kadar uzanıyormuş. Yani günümüzde çay bahçesi ve otopark olarak kullanılan alan camiye aitmiş. Burası uzun yıllar mafyatik tipler tarafından işgal edilmişti. Şimdi de Milli Saraylar tarafından kullanılıyor.
Bu arada Leonidas’ın paylaştığı fotoğrafta, caminin hemen karşısında yer alan Emin Ağa Sebili de görülüyor.
Sultan 1. Mahmut döneminin sipahi ağası Mehmet Emin Ağa tarafından 1741 yılında yaptırılan bu sebil de çok önemli. Barok sebillerin ilk örneği olan bu yapı, küçük bir külliye gibiymiş. Taş mektebi, ahşap evi, haziresi ve şadırvanı varmış. Yani sadece camisi eksikmiş. Burası da Menderes yıkımlarından payına düşeni almış. 1957 yılındaki meydan düzenlemesi sırasında mektebi, şadırvanı ve yanındaki ahşap evleri ortadan kaldırılmış.
Şükür ki sonradan restore edilmiş ancak geriye sebil, çeşme, sebil içinde Mehmet Emin Ağa’ya ait mezar ve arkadaki hazire kalmış. Şadırvan, mektep ve evlerin bulunduğu arsaysa boş bırakılmış.
Fotoğrafta önde Emin Ağa Sebili ve haziresi görülüyor. (03/ 08/ 2012)
Kelimeler:  
Tarih: 10.08.2012 02:34
Görüntülenme: 802
İndirilme: 0
Oylama: 0.00 (0 Oy(lar))
Dosya boyutu: 128.8 KB
Ekleyen: Mustafa Cambaz

EXIF Info
Yapım: NIKON CORPORATION
Model: NIKON D200
Pozlama Süresi: 1/320
Buşluk Verisi: F/9
ISO hızı: 250
Oluşturma Tarihi: 03.08.2012 16:45:17
Merkez Uzunluğu: 10mm

Powered by DNA Ajans