Kayıtlı kullanıcılar
Kullanıcı
Şifre

Beni hatırla


Karışık fotoğraf

kuzguncuk iskele çeşmesi (duvar çeşmesi)
kuzguncuk iskele çeşmesi (duvar çeşmesi)
Yorumlar: 0
Mustafa Cambaz

nilüfer hatun imareti
nilüfer hatun imareti

            

   Sonraki Fotoğraf:
nilüfer hatun imareti


nilüfer hatun imareti
Açıklama: Osmanlı mimarisinin ilk adımları İznik’te atılmış. Buradaki ilk örnek 1388 tarihli Nilüfer Hatun İmareti… Bugün İznik Müzesi olarak kullanılan bu önemli yapı, 1. Murat (Hüdavendigâr) tarafından annesi Nilüfer Hatun adına inşa ettirilmiş. Ters T plânlı (Bursa tipi) yapıların öncüsüdür. Selçuklu medreselerinde de kullanılan zaviyeli, yan mekânlı ve çok işlevli olarak da adlandırılan ters T plânı, özellikle camiler olmak üzere Osmanlı erken dönem yapılarında bolca uygulanmış. Bu plân tipinde, girişten kıble duvarına doğru derinlemesine uzanan iki bölümlü dikdörtgen alanın kıble yönündeki bölümü biraz yüksek tutulmuş. Ana girişin bulunduğu kuzey tarafındaysa yan kanatlara odalar eklenmiş. Bir kısmı eyvan şeklinde, bir kısmı kapalı olan bu odalar; ibadet mekânı, medrese, imaret, zaviye ve misafirhane olarak kullanılmış. İşte bu plân Osmanlı mimarisinde ilk kez Nilüfer Hatun İmareti’nde uygulanmış…
Mimar Turgut Cansever, Mimar Sinan adlı eserinde Nilüfer Hatun İmareti’ni, erken Osmanlı mimarisinin en saf örneği olarak görüyor. Bu yapıda kemer dizisinin, dik ve yatay tuğlalarla oluşan ve tüm duvar yüzeyini kaplayarak tekrar eden dokusunun gayrimaddî süsleme niteliklerinin, Osmanlı mimarlığının ileriki eserlerinde farklı malzemelerle devam ettirilerek daha da geliştirildiğini aktarıyor.
Nilüfer Hatun İmareti, bir kat küfeki taşı, üç kat tuğla sistemiyle inşa edilmiş. Zengin ve renkli bir taş ve tuğla işçiliğine sahip. Yapı, kubbe ve tonozların örttüğü sütun ve payelerin taşıyıcı oldukları bir son cemaat yeri revakıyla başlıyor. Üzerinde kitabe bulunan bir kapı ile ana bölüme giriliyor. Doğu- batı yönünde uzanan ana bölüm, merkezinde aydınlatma feneri bulunan bir kubbeyle örtülü. Ana bölümden üzerleri birer kubbeyle örtülü kuzey ve güneydeki yan mekânlara geçiliyor.
19. yüzyılın sonlarına kadar imaret işlevini sürdüren yapı, Kurtuluş Savaşı'nda İznik’in Yunan işgali sırasında büyük ölçüde tahrip olmuş. Cumhuriyet döneminde 1960'lı yıllara kadar depo olarak kullanılmış. 1960 yılında restore edilip aynı yıl müze olarak halkın hizmetine açılmış. Müzede İznik ve çevresinden çıkarılan arkeolojik buluntularla İznik Roma Tiyatrosu ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergileniyor.
Nilüfer Hatun İmareti’nin işlevi konusunda farklı görüşler bulunmakta. Bazı araştırmacılar, yoksullara yiyecek dağıtılan yer anlamına gelen imaret sözcüğünden hareketle yapının bir aşhane olduğunu ifade ederken, diğerleri, imaret sözcüğünün bu anlamını daha sonraki dönemlerde kazandığını, başlangıçta hayır için yapılan her türlü yapıya imaret dendiğini, bu nedenle Anadolu’da çok sayıda örneği görülen ve imaret denilen bu tür yapıların gezici dervişlerin barınması için inşa edildiklerini kabul ediyor. (17/08/2008)
Kelimeler:  
Tarih: 08.11.2008 00:08
Görüntülenme: 3376
İndirilme: 12
Oylama: 0.00 (0 Oy(lar))
Dosya boyutu: 138.3 KB
Ekleyen: Mustafa Cambaz

EXIF Info
Yapım: NIKON CORPORATION
Model: NIKON D200
Pozlama Süresi: 1/320
Buşluk Verisi: F/9
ISO hızı: 160
Oluşturma Tarihi: 17.08.2008 18:04:58
Merkez Uzunluğu: 50mm

Powered by DNAsoft