Kayıtlı kullanıcılar
Kullanıcı
Şifre

Beni hatırla


Karışık fotoğraf

lefke kapı
lefke kapı
Yorumlar: 0
Mustafa Cambaz

küçüksu kasrı
küçüksu kasrı

            

Önceki Fotoğraf:
küçüksu kasrı

 
 Sonraki Fotoğraf:
küçüksu kasrı


küçüksu kasrı
Açıklama: Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan kasrın yerinde daha önce Sultan 2. Mahmut tarafından 1751 yılında yaptırılan ahşap bir kasır varmış. 3. Selim döneminde bu ahşap bina tamir edilmiş ve yanına da şimdiki çeşme yaptırılmış. Kasrın bir diğer onarımı da 2. Mahmut döneminde olmuş. Bugünkü kâgir yapı ise Sultan Abdülmecit tarafından 1857 yılında yaptırılmış.
Göksu’da, Anadolu Hisarı yakınındaki kasrın, yine Sultan Abdülmecit tarafından 1843-1855 yılları arasında inşa ettirilen Dolmabahçe Sarayı’nın yapımından artan malzemelerle tamamlandığı söyleniyor. Gerçekten de biraz dikkatli bakılınca bu yapının Dolmabahçe Sarayı’na çok benzediği görülüyor. Malzemesi, taş işçiliği, alçı kabartmaları, kalem işleri hatta kapılarına varıncaya kadar neredeyse birebir… Gerçi o dönemde yapılan bütün eserler birbirlerinin kopyası gibi…
Sultan Abdülmecid’in 1839’da ilan ettiği Tanzimat Fermanı ile Batılılaşma yoluna girilince, Boğaziçi’nde; Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçük Mecidiye Camii, Büyük Mecidiye Camii, Çırağan Sarayı, Feriye Sarayları gibi Batılılaşma çabalarının eseri olan ve hepsi de birbirine benzeyen binalar inşa edilmiş. Bunların çoğu da dededen toruna müteahhit olan Balyan ailesi mensupları tarafından yapılmış. Müteahhit diyorum çünkü Balyanlar yakına kadar bu eserlerin mimarları olarak bilinirdi. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Selman Can, hocası Prof. Nurhan Atasoy'la birlikte yaptığı çalışmalar sonucunda Balyanlar'ın mimar değil müteahhit olduklarını, taşeronluk yaptıklarını Osmanlı arşivlerine dayanarak belgeledi. Yaptığı çalışmalarla ezber bozan Selman Can, değişik dönemlerde yapılan ve Balyanlar'a atfedilen bu eserlerin mimarlarının; Türk, İngiliz, İtalyan, Alman, Fransız ve Rum olduğunu, Balyanlar'ın da taşeronluk yaptığını ortaya çıkardı. Selman Can, Osmanlı’da ilk resmî inşaat şirketi “Şirket-i Nafia-i Osmanî” yi kuran bu aile mensuplarının, Osmanlı döneminde bir çok inşaat yolsuzluğuna imza attıklarını da belgeledi.
Saraydan artan malzemeyle kasır da olsa yine kocaman bir eserin yapımı yukarıdaki bilgileri destekler nitelikte… Şöyle ki: Büyük eserlerin yapımından önce bütçe çıkarıldığını, bazı eserlerin yapım sürecinde ayrılan bütçe tükenince takviyeler yapıldığını biliyorum. Ancak bir eserden malzeme arttırıp bir başka eser yapıldığını buradaki örnekten başka yerde en azından ben okumadım, duymadım… Şunu demek istiyorum… Bütçeden para artar, malzeme değil… Burada malzeme arttığına göre işin içinde bir pislik var demektir.
Osmanlı döneminde inşaat alanında bir çok yolsuzluğa imza attıkları belgelenen Balyanlar, muhtemelen burada da bir kazık atma girişiminde bulundular. Yolsuzluğun ortaya çıkma ihtimalini görünce parayı malzemeye yatırdılar. Malzeme fazla gelince de burayı yapmak durumunda kaldılar… Belki yanlış ama benim kurduğum bağ bu...
TBMM’ye bağlı olan Milli Saraylar, Vakıflar, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü gibi hangi resmi kurumun sitesine girseniz, Göksü Kasrı’nın mimarı olarak Nikoğos Balyan ismiyle karşılaşıyorsunuz. Kasrı gezdiren rehber de binanın tanıtımını yaparken mimarının Nikoğos Balyan olduğunu söylüyor. Ancak kendisiyle konuştuğunuzda gerçeğin farklı olduğunu bildiğini, yakın zamanda bu yanlışın düzeltileceğine inandığını ve bütün ezberlerin bozulacağını anlatıyor.
Bu arada müze- sarayların rehberlerinden de söz etmek istiyorum. Beylerbeyi Sarayı, Yıldız Şale ve Küçüksu Kasrı’ndaki rehberlere hayran oldum. Kendileriyle ayrıca konuşunca, müzenin özelliklerini anlatırken ezber bir tanıtım yapmadıklarını, konularına son derece hakim olduklarını anlıyorsunuz.
Gelelim kasrın özelliklerine… Padişahın av dönüşünde dinlenme yeri olarak kullandığı bu kasır, yığma tekniğiyle inşa edilmiş kâgir bir yapı. Denize paralel dikdörtgen plânlı yapı, bodrumuyla birlikte üç katlı. Bodrum katı mutfak, kiler ve hizmetçi odalarına ayrılmış. Diğer iki kat, bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiş. Kasır, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilmiş. Sultan Abdülaziz döneminde cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış.
Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, birbirinden farklı renk ve biçimde değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üslûplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış. 1994 yılında kapsamlı bir restorasyon gören kasrın dış kısmında 2005 yılında küçük bir onarım yapıldı. Günümüzde bir müze-saray olarak hizmet veriyor. Hafta arası 4, hafta sonunda da 2 YTL karşılığında gezilebiliyor. (11/02/2007)
Kelimeler:  
Tarih: 10.12.2008 23:35
Görüntülenme: 1132
İndirilme: 0
Oylama: 0.00 (0 Oy(lar))
Dosya boyutu: 98.1 KB
Ekleyen: Mustafa Cambaz

EXIF Info
Yapım: NIKON CORPORATION
Model: NIKON D200
Pozlama Süresi: 1/1.3
Buşluk Verisi: F/3.8
ISO hızı: 100
Oluşturma Tarihi: 11.02.2007 19:31:02
Merkez Uzunluğu: 52mm

Powered by DNAsoft